25 Ocak 2009 Pazar

O DA PASTA BU DA PASTA :)


Bugün canım arkadaşım Duygu bana geldi. Ben de ona biraz yalancı da olsa bir İtalyan günü yaşatayım dedim. İşte bu mantarlı tortelliniyi yaptım. Herhalde dünyanın en kolay yemeği. Şöyleki iki diş sarmısağı irice kesiyorsunuz, çok az zeytin yağında şöyle bi çevirip içine ince doğranmış mantarları atiyorsunuz. Mantarlar suyunu çekince içine göz kararı süt kremasını (aslında 250 gr tortelliye 1 kutu krema yetiyor)ekleyip krema ısınana kadar ocakta tutun. Üzerine 11 dakika haşlayıp süzdüğünüz makarnaları koyup karıştırın. İşte bitti...
Sonra da bir Başak usülü brusketta yaptım. biraz zeytin yağında 2 domatesi ve bolca sarmısağı domates suyunu çekene kadar çeviriyorsunuz, sonra altını kapatıp içine fesleğen ve dağ kekeği ekliyorsunuz. Sıcak zeytin yağı ile ekmekleri yağlayıp üzerine bu karışımı koyuyorsunuz ve afiyetle yiyorsunuz. afiyet bal şeker olsun!

14 Ocak 2009 Çarşamba

ÇÜF ÇÜF ÇÜF



İYİKİ DOĞDUN KAANCIĞIM!
GÖZLERİN İÇİ HEP BUGÜNKÜ GİBİ PARLASIN!!!

3 Ocak 2009 Cumartesi


Bu pasta sadece benim hayal ürünüm desem yalan olur... Bu pastayı yaparken pastacı Burcu'nun bir pastasından etkilendim ama hangi pasta bir türlü hatırlayamıyorum :(.
Bu pasta benim anneciğim için. Bir anne için söylenecek çok fazla şey var. Bunlar hastalandım başımda bekledi, yemedi yedirdi, giymedi giydirdi değil, onlardan çok farklı ama anlatmak çok da zor... O çok güçlüydü, yılmadı, yılmamıza asla izin vermedi. Bizi çok sevdi, çok çaresiz kaldı ama yine de hayata taviz vermedi. Birbirimize bazen çok kırıldık, bazen alındık ama o kızlarını hep affetti, kızları da onu. Biz üçümüz birbirimizi hep çok sevdik. O anneydi, şimdi anneanne olacak, ben de teyze. Biliyorum ki yeni minik üyesiyle bu dört kadın yine harikalar yaratacak.

HER AN HER YERDE DOST


Güneşli bir kış günüydü, tarlanın bir ucundaki küçük Başak, tarlanın öbür ucundaki Yalçın'la tanışmaya gitti. O gün biliyordu, daha onu görmeden ilerde dost olacaklarını (zaten Başak'ın içine hep böyle şeyler doğar.). Başak 9 yılda çok büyüdü, büyürken dostu Yalçın hep onun yanındaydı. Evlendiği gün nikah salonuna girerken Başak ilk dostunu gördü, ona güldü. Biliyordu; Düş Hekimi her zaman Başak'ın sararmış, kırılmış düşlerini nazikçe tedavi edecekti.