27 Aralık 2007 Perşembe

TELEVİZYONDAYIM


Eğer pasta cadisi kimdir, diye merak ediyorsanız bu pazar günü (30 Aralık) Kanal B' de saat sabah 9'da Küçük Aşçı Bol Kepçe programında ben ve küçük partnerim İdil'i izleyebilirsiniz.

Sevgilerimle!!!

***YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN***



YENİ YILINIZ ÇİKOLATALAR KADAR TATLI, BU KURABİYELER GİBİ MUTLU GEÇSİN!!!!
HERKESİN YENİ YILI KUTLU OLSUN!!!

3 Aralık 2007 Pazartesi

Şeker Hamurundan İlk Figür Denemelerim


Dün sabah uyanıp da televizyonu açtığımda tüm kanallarda kurabiye ya da pasta yaptıklarını gördüm. Bir programda şeker hamuru ile pasta yapıyorlardı. Ben ki şeker hamuru deneyimi sadece kalıplarla şeker hamuru kesmek olan acemi bir pasta cadısııyım. Bu programdan sonra şeker hamuruna dokunmamanın, yoğurmamanın imkanı yoktu. Ben de elimde olan hazır şeker hamurlarını renklendirip figür yapayım dedim ve işte bunlar çıktı ortaya. Ben en çok domuzcuk'u beğendim. :))



8 Kasım 2007 Perşembe

GİZEM-Lİ





Hani bazen eski bir dostunuzla aylarca konuşup görüşemezsiniz ve görüştüğünüz zaman sanki en son bir gün önce konuşmuş gibi yakın, sıcak ve dost hissedersiniz ya kendinizi... İşte bunlarda 15 yıl görüşülememiş bir dosta yapıldı. İyi ki varsın Gizemcim...






25 Eylül 2007 Salı

Deniz ve Kadir

Sizi geçen yıl evlenen arkadaşlarımın 1. yıllarını kutlamak için yaptığım kurabiyelerle tekrar karşılıyorum. Geçen yıl elimde olmayan bazı nedenlerden dolayı (gerçi ben nedenini biliyorum ama boşverin) Deniz ve Kadir'in mutluluklarını yeterince paylaşamamıştım. Ben de hem kendimi affettirmek hem de onları mutlu etmek için aşk kurabiyeleri hazırladım. Hatta şu anda kurabiyelerin adını 'eternal love' koymaya karar verdim. Deniz ile biz 8 yıldır arkadaşız ve Kadir'i de 8 yıldır tanıyorum. Üniversite sınavına Deniz'le hazırlandım. Üniversiteye Deniz'le gittim. Benim bitmek tükenmek bilmeyen konuşmalarımı usanmadan çekti. Bilmiyorum nedendir Deniz mutlu oldukça ben hep daha mutlu olurum. Öncelikle Deniz ve Kadir için Kedi Tasarim Volkan (ki sağ tarafta gördüğünüz logonun sahibidir kendisi) minik etiketler hazırladı.






Sonra kurabiyeleri yaptım. Bu kurabiyeleri yapmak hem çok zevkli hem de çok kolay. Bildiğiniz sade tatlı bir kurabiyeyi hazırlıyorsunuz. İstediğiniz şekillerde kurabiye kalıplarıyla kesiyorsunuz, sonra da ortalarına yine istediğiniz şekillerde delikler açıyorsunuz. Bu deliklerin ortasına da bildiğiniz bayram şekerlerini (bonbon) bir kaç parçaya kırıp koyuyorsunuz. Piştikten sonra kurabiye üzerinde vitray çalışmışsınız gibi oluyor.





En son hali ise şöyle oluyor...











11 Ağustos 2007 Cumartesi

TRA-MI-SU

Herkese Merhaba!!!
Bugün size kupta Tramisu tarifimi yazacağım. Ancak tarifimden önce engin İtalyanca bilgimle (!) Tramisunun ne demek olduğunu açıklamak istiyorum. Tramisu,beni yukarı fırlat demektir. Şöyle ki;
tra = fırlat, mi = beni, su = yukarı...

Malzemeler: (6 Kişilik)

20 adet kedidili bisküvi

Krema:
2 yumurta sarısı
2 çorba kaşığı un
1 çay bardağı toz şeker
1/2 kg. süt
1 paket vanilya
200 gr. labne peynir

Çikolatalı mousse:
200 ml. sıvı krema
80 gr. bitter çikolata

Şurup:
2 çorba kaşığı toz şeker
2 çorba kaşığı granül kahve
4 çorba kaşığı kahve likörü
2 kahve fincanı sıcak su

Üzeri için:
Kakao

Öncelikle şeker, kahve, likör ve sıcak su ile hazırladığımız şurupla kedidillerini ıslattım. Daha sonra kremayı muhallebi gibi pişirdim ve ılıyınca içine labne peyniri koyarak mixerle çırptım. Sonra kupların diplerine herbir kedidilinin yarısını koydum ve üzerine hazırladığım muhallebilerden yarım kepçe kadar döktüm. Bu işlemi 3 kez yaptıktan sonra kupların üzerine benmari usulü eritilmiş çikolatayla birlikte çırptığım mousseları kupların ağzı dolana kadar koydum. Son olarak üzerlerine kakao serptim.

Afiyet Olsun...

5 Ağustos 2007 Pazar

İŞTE GELDİM BURDAYIM...


Merhaba!

Bir tatil arasından sonra buradayım. Tatilde Çeşme'deydim. Dört günlük bir tatil yaptım ama benim gibi ana karada (Ankara'da) doğup büyüyen kara insanı icin epey sıkıcıydı. Bu nedenle de kendimi oralarda yemeğe verdim. Ne bulduysam yedim de yedim taki midemin büzüşüp kendi kendini yok edeceği hissedene kadar. Çeşme'de merkezde bir otelde kaldım, denize girmeye yukarıda resmi olan Ayayorgi koyuna gittim. Burası çok güzeldi, ancak her yanı beach (!) denen kuruluşlar sarmıştı ve üstüne "kim müziğin sesini en çok açabilir" yarışı yapıyorlardı. Ama ben bunlara rağmen deniz kenarında, gölgede 2 saate yakın deliksiz uyuyabildim.

Neyse, gelelim Çeşme'de neler yedim neler içtim...



Öncelikle hepinize akşam denizden sonra Ilıca'da Kumrucu Şevki'de karışık kumru yemenizi öneririm. Kaşar peyniri, sosis, salam ve sucuğu ızgarada pişirdikten sonra nohut mayalı ekmeğin içine koyuyorlar. İnanın bana üstüstüde 2-3 kumruyu yiyebilirsiniz. Çünkü benim yedikçe iştahım açıldı da açıldı ama ben tek bir kumrudan sonra kendime dur demeyi bildim :) . Kumruyla ilgili bir de ufak önerim olacak, sakın ama sakın içine ketçap ya da mayonez sıkmayın. Kumrunun doğasını bozmayın.



Yukarıda gördüğünüz yer ise Alaçatı. İnsanların surf yaptıkları, yazarların butik otellerinde kaldığı, Haşmet Babaoğlu'nun hem televizyon programlarında hem de yazılarında anlattığı, yel değirmenleri ile ünlü, sabun ve lavanta kokan sokakların sahibi Alaçatı. Bu tatilin en güzel yani burayı görmekti. Sokaklarına cafeler, lokantalar taşmış. Taş evlerin ev sahipliğinde zeytinyağlı deniz börülcesi, kabak çiçeği dolması yemek, çam fıstıklı limonatalar içmek büyük bir zevkti benim için. Ancak Alaçatı'nın belki tek bir eksiği (mi fazlası mı vardı buna karar veremedim) damla sakızını ne yaparlarsa içine fazla fazla koymalarıydı. Zaten mide fesatını damla sakızlı kurabiyelerini yedikten sonra geçirdim. Ancak, Alaçatı'da sakızlı dondurma ve muhallebi yem ek istiyorsanız İmren Pastanesi'n e gitmelisiniz, Çeşme'de ise bu işi en güzel Rumeli Dondurmacısı yapıyor. Ayrıca, Rumeli Dondurmacısı'nda kendi üretimleri olan Çeşmeli marka sakız reçellerini satıyorlar.

Tatilin son gününde ise yıllardır görmediğim kuzenlerimi gördüm. Tatilin belki de en ikinci tarafı buydu.


Dört günlük tatilden sonra ver elini İstanbul...

İstanbul'da pek çok yere gittim. Sizleri sıkmamak için kısaca anlatacağım.

İstanbul'da gittiğim ve bana en çok zevk veren yer Sunay Akın'ın Oyuncak Müzesi idi.





Sunay Akın kendi oyuncaklarını, dünyanın dört bir yerinden topladığı oyuncakları burada çok özgün bir şekilde sergilemiş. ağzım açık bir şekilde dört katlı bu eski köşkü gezme benim için hem çok büyük bir mutluluk hem de şanstı (http://www.istanbuloyuncakmüzesi.com/).

İstanbul'da yaptığım ikinci keyifli şey ise Büyük Ada'daki bisiklet gezisiydi. 38 derecenin altında Ada sahillerinde denize girmek varken ada sokaklarında bisiklet turu yapmak ne kadar akıllıca bilemiyorum. İşte bu saati 2,5 YTL'ye kiraladığımız bisiklet:




Yaptığım üçüncü güzel şey ise Beyoğlu'nda Kurabiye Sokak No: 3' teki Zencefil Kafe'de zencefilli limonata içmekti.



Zencefil bir vejeteryan lokantası (cafesi). Limonatanın dışında sizlere oraya yolunuz düşerse kabaklı kiş yemenizi tavsiye ederim.

Eğer İstanbul'da Bebek'e giderseniz sakın Abba's ta Waffle yemeği unutmayın.

İstanbul'la ilgili anlatacak çok şey varken bu kadarcık yazabildim. Sizlerden özür dilerim. O nedenle ben sustum resimler konuşsun...


*Yukarıdaki resimde deniz üzerinde gördüğünüz siyahlıklar Bebek taraflarında dans eden yunuscuklardır.

*Ada vapurundan çekilmiş bir İstanbul fotoğrafı.


Atv'de yayınlanan Hatırla Sevgili dizisinde çekimlerin yapıldığı konaklardan bir tanesi.


*Hayır bu kelebek değil, sadece yaprak.


*Ada sahillerinde bekliyorum...

16 Temmuz 2007 Pazartesi

T-SHIRT


Sakın benim sadece cheesecake yaptığımı sanmayın. Benim on parmağımda altı - yedi marifet vardır. Bu t-shirtün üzerindeki desenleri canım arkadaşım Petek'in (ki onun adını burada sıkça okuyacaksınız) geçen yılki doğumgünü için yapmıştım. Oturup çizmedim ama çocukluğumda yaptığım peçete kolleksiyonumdan yararlandım. Nasıl mı? Öncelikle Ankara'da Kızılay'da yolarda satılan ancak çok kaliteli t-shirtlerden alıyorsunuz. Sonra istediğiniz peçeteyi katmanlarına ayırdıktan sonra peçete tutkalı ile t-shirte yapıştırıyorsunuz. Kuruduktan sonra tesinden güzelce ütüledikten sonraaaaaa kenarına boncuklarını dikiyorsunuz. İsterseniz giyersiniz, isterseniz hediye edersiniz....

Hansel ve Gratel Kurabiyeleri


Bu kurabiyeler ise bir anaokuluna giden çocukları sevindirmek için yapılmıştı. Henüz blogumda benim kim olduğumla ilgili herhangi bir yazıya rastlayamadığınızdan dolayı bu kurabiyelerin hikayesine pek bir anlam verememeniz normal. Bu nedenle en kısa zamanda sizlere kendimi tanıtacağım.

VİŞNELİM BENİM


Ta Ta Ta Taaaaaaaaaaaa!!!!!
İşte bu da benim hem yapmasını hem de yemesini çok sevdiğim baked cheesecakelerimden birisi ve en güzeli. Fotoğrafım pek sanatsal olamadı ama neyse...

13 Temmuz 2007 Cuma

MİNİ MİNİLERLE HERKESE MERHABA


Merhaba,

Ben Pasta Cadisi Başak! Kim olduğumu sorarsanız Ankara'nın herhangi bir yerinde yürürken, yanınızdan geçen belki fark ettiğiniz, belki fark etmeden yanindan geçtiğiniz; beni tanımayanlar için herhangi biri, tanıyanlar için ise biraz uçuk, biraz kaçık, biraz hayalci, epeyce cadi biri...

Şu hayatta yapmaktan zevk aldığım epeyce çok şey var! Ama en çok yapmayı sevdiğim şey yukarıdan da anlaşılacağı üzere cheesecakeler... Öyle ki isteyin size her tüelü cheesecake'i yaratabilirim... Bu nedenle sizi yaptığım miniminiler adını verdiğim son eserimle karşılamak istedim.

Hoşgeldiiiim!!!!