7 Haziran 2010 Pazartesi

MUTLULUK


Mutlu olmak kolay mı,zor mu? Bilemiyorum.
Ama bu pastanın sahibi Gökçe beni dün akşam telefonuyla çok mutlu etti. Cumartesi günü onun aile arasında sözü vardı. Ablamın fikri, benim emeğimle ona bir supriz yaptık ve bu pastayı ona yolladık.
Dün akşam teşekkür etmek için aradı. O kadar güzel şeyler söyledi ki kendimi bir anda New York'un bir numaralı pasta sihirbazı Jacques Torres gibi hissettim. Çok ama çok mutlu oldum.
Sen de bu yeni hayatında çok ama çok mutlu ol Gökçecik...

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Sonunda CimBom



Bir Galatasaraylı olarak Galatasaraylı balık sofrası pastamı gururla yaptım.
Bana bu gururu yaşatan Esma Hanım'a çok teşekkür ederim.

PAPATYA BAHÇESİ



Eski dostun kazandırdığı yeni arkadaşa...

23 Mayıs 2010 Pazar

İyiki Doğdun Egecik

Ege bu yıl 5 yaşını bol bol kutladı.
Doğum günün kutlu olsun Egecim... Tüm güzellikler, iyilikler seninle olsun!




13 Mayıs 2010 Perşembe

Keşke


Keşke beni bu kadar çok sevmeseydin. Onaltı yıldır o kadar eksiğim ki... Senin sevmen hiç bir şeye benzemiyor. Sen küçük bir kıza kendini o kadar iyi ve o kadar değerli hissettiriyordun ki... Ben hep prensestim, sen ise ölümsüz kralım. Bir şeyleri yendim sandım; acım dindi sandım. Ama onaltı yıl sonra bugün tekrar senin sevgin için, sana bir kez daha sarılabilmek, yanaklarından öpebilmek, göğüsüne yatabilmek için ağlıyorum. O uğursuz 13. cumanın yaşanmamış olmasını diliyorum. Eskiden her gece geri gelmen için dualar ederdim. Şimdi anladım artık gelmeyeceksin.
Anıları tüketmekten o kadar çok korkuyorum ki... Bir gün anlatacak bir şeyimin kalmamasından, yüzünü değil ama sesini unutmaktan o kadar çok korkuyorum ki...
BABAM! Seninle yaşadığım her şey benim için bambaşka. Oniki yıl da olsa iyiki sen benim babam olmuşsun, beni çok ama çok sevmişsin. Sen hala benim yaşama sevincimsin. Senin kızın olduğum için gurur duyuyorum. Seni hala çok ama çok seviyorum ve hep çok seveceğim. Keşke demek istemiyorum ama KEŞKE şimdi mutfağımdaki masa da otursaydın da beni yine kahkahalara boğsaydın.
(Hislerimi ancak onaltı yıl sonra açıkça paylaşabiliyorum. Kimseyi üzmek istemedim.)

12 Mayıs 2010 Çarşamba

ANNEM





Şu anda mutfağımdan kurabiye kokusu geliyor. Pandispanyalar mutfağın her yerinde ama yazamadan yapamadım. Bu bir özür yazısı aslında. Pasta Cadısı olarak ben, bir çok kişiye pasta ya da tatlı yaptım ama biricik anneciğime yapamadım. Hatta utanmadan pastaları yapmamda ondan yardım istedim. Koşup geldi. Bilmiyorum, bir annenin hakkı ödenebilir mi? Hele de benim annemin... Biliyorum bazen onu çok kızdırıyorum, üzüyorum; ama biliyorum ben hep onun küçük kızıyım. Yaptıklarımı bazen onaylamasa da o hep benim yanımda. Anneciğim geçmiş Anneler Günün Kutlu Olsun!
(Bu fotoğraflarda gördüğünüz pastalar ise yakınlarımın annelerine hediyeleri.)


22 Nisan 2010 Perşembe

Aceleci Psikoloğun Sabır İşi


Aceleci bir insanım. Her şey hemen olsun bitsin isterim. Beklemeye sabrım yoktur benim. Bir zamanlar, psikologken danışanlarımı dinlemeye sabrım bile yoktu. Psikologların "hı hı" tekniğini çok kullanırdım. Onları pek dinleyemezdim, aklım hep eve gidip yapacağım tatlılarda, pastalarda olurdu (Bunu buradan itiraf etmem eski danışanlarımı ve patronlarımı epey sinirlendirecek:) ). Her neyse... Eski mesleğimde ve günlük yaşamımda bilgi edinmeye, bir konu hakkında fazlasıyla derinleşmeye asla sabrım olmazdı. Her şeyi yeteri kadar bilmek yeterdi. Okulda sınavlara bile beni kurtaracak kadar çalışırdım. Burcumun bir özelliği olsa gerek :).
Ama ne olduysa şimdi oldu. Bu pasta tutkusu ve bazılarının deyimiyle benim bu hastalığım (Benim tutkumu hastalık olarak değerlendiren insanları anlayamıyorum.). Yetmiyor; bilgiler, tarifler, denemeler, çalışmalar, okumalar bir türlü yetmiyor. Pastacılık ve ekmecilik konusunda bilgiye doyamıyorum. Her şeyi bilmek istiyorum. Malzemelerin etkileşimlerini, katkı malzemelerini, en ucuz toptancıları, yaptığım tatlıların kökenini bilmek istiyorum. Öğrendikçe yenisi geliyor. Uçsuz bir okyanus... Her şeyi bimenin imkanı yok. Ama yılmıyorum bu kocaman okyanustan bir deniz oluşturabilmek için çalışıyorum. Şu anda da bir otelde mükemmel bir ustanın yanında staj yapıyorum. Biliyorum çoğu insan bana gülüyor. Her şeyin para olduğu, başarının banka hesapları, maaşlar, araba markaları ile ölçüldüğü canım ülkemde ben sadece biraz daha öğreneyim diye tek kuruş bile kazanmadan, haftanın altı günü, tüm komplekslerimi dışarıda bırakarak, ellerim kuruyup çatlayıp kanayana, yanana, kesilene kadar çıraklık yapıyorum. Sabrediyorum. Ağır ateşte olgunlaşıyorum. Çünkü bilmek istiyorum.
Bugünlerde çok üzgünüm. Beni çok üzdüler ve kırdılar. Bu yazıyı sadece onlara cevap niteliğinde yazdım. Umarım beni birazcık olsun anlarlar.